BURALAR HEP MARİLYN MONROE.

Hayatımın geri kalanını Marilyn Monroe'nun köprücük kemikleri olarak geçirebilirdim oysa ki. Ama biraz geç doğmuşum. Bari ufak bir şans verseler, Can Bonomo'nun sol elinin üzerindeki dövmesi olsam.

bayanburun:

Çok garip yani, burda ben kendi kendimi yiyip bitiriyorum kıskançlıktan onun hiçbir şeyden haberi yok. ADALET Mİ LAN.

hayır sen ne dersen de hakkımda, istersen umursamaz, istersen kırıcı, istersen bencil, nankör, istersen değer bilmez.

ama sen. 

sadece kendi sorunlarını anlatmak için bana “slm” yazıyorsan,

bütün gün ergen aşık konuşmaları yapıp beynimi sikiyorsan,

onun dışında bir kere bile dönüp,

“sahi sen nasılsın ya? bir durum var mı?”

deyip sormuyorsan. 

afedersin ama ebenin amına kadar yolun var.

şimdi siktir git. 

gerçekten.

(via stajyermafya)

Birini kaybetmekten ziyade, onunla kurduğumuz hayallerin gerçekleşme ihtimalini kaybettiğimize üzülürüz.

(via we-reyouung)

Nasıl bensiz gülüyor? Nasıl hayatında hiç olmamışım gibi davranıyor? Ben yapamıyorum. Özlüyorum deli gibi.
Elif Şafak.

beyza: orda Marilyn Monroe olsa yemin ediyorum tadından yenmezdi.

(via itscherrydoll)

12,817 plays [Flash 9 is required to listen to audio.]
The Pierces,
thirteen tales of love and revenge

Platonikken aşk çok güzel, onunla beraber olma hayalleri, yan yana gelme hissi…

Camdan karın yağışını izlemek gibi.

Çık bakalım dışarı, geç bakalım bi köprüyü, çek bi o işkenceyi.

Pencereden bakmak gibi değil di mi..

(Three Wishes-The pierces)